Nablusî ve Ta’tîru’l-Enâm: Osmanlı’da Tabirnameler

Kısa cevap

Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşklı bir mutasavvıf ve Hanefî âlimdir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre halk arasında en meşhur eseri, rüya sembollerini alfabetik olarak sıralayan Ta'tîru'l-Enâm fî Ta'bîri'l-Menâm'dır. Eser Osmanlı döneminde Türkçeye çevrilmiş ve Türk tabirname geleneğinin en çok başvurulan kaynaklarından biri olmuştur.

Rüya tabirleri üzerine yazılan Türkçe metinlerde İbn Sîrîn'den sonra en sık anılan isim muhtemelen Nablusî'dir. Onun Ta'tîru'l-Enâm'ı, Arap dünyasında olduğu kadar Osmanlı'da da yüzyıllar boyunca okunmuş, çevrilmiş ve başka tabirnamelerle birlikte basılmıştır. Bu yazıda Nablusî'nin hayatını, eserinin özelliklerini ve onu çevreleyen Osmanlı tabirname geleneğini TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Nablusî", "Tâbirnâme" ve "Halîl b. Şâhin" maddelerine dayanarak anlatıyoruz.

Abdülganî en-Nablusî kimdir?

Ahmet Özel'in kaleme aldığı TDV İA maddesine göre Abdülganî en-Nablusî, kendi anlatımıyla 4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) Dımaşk'ta doğmuştur. Kaynakların çoğu bir gün sonrasını verir. 24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) yine Dımaşk'ta vefat etmiş ve evine defnedilmiştir.1

"Nablusî" nisbesi ailesinin göç hikâyesinden gelir: dedesi İbrâhim b. İsmâil Kudüs'ten Nablus'a, oradan Dımaşk'a taşınmıştır. Âlim bir aileden gelen Nablusî, on iki yaşındayken saygın bir âlim olan babasını kaybetmiştir.1

Tasavvufî hayatı da zengindir. 1664-65'te İstanbul yolculuğu sırasında Hama'da Kādirî şeyhi Abdürrezzâk el-Geylânî'ye intisap etmiş, 1676'da Nakşibendî hırkası giymiştir. Ansiklopedi onun bir tarikat kurucusu olarak ortaya çıkmadığını özellikle belirtir.1

Nablusî'nin hayatı ve eserleri nasıl bir tablo çizer?

Nablusî hayatı boyunca uzun yolculuklar yapmıştır: Lübnan (1688-89), Kudüs ve Halil (1689-90), Filistin, Mısır ve Hicaz (1693), Trablus (1700). 1703'te Dımaşk'taki Selîmiye Medresesi'ne müderris olmuş, 1723'te kısa bir süre Dımaşk Hanefî müftülüğü yapmıştır.1

Ansiklopediye göre 300'e yakın eser yazmıştır; bunların bir kısmı kısa risalelerdir. Eserleri tasavvuf (özellikle İbnü'l-Arabî şerhleri), kelâm, fıkıh, seyahatname, şiir ve rüya tabiri gibi geniş bir alana yayılır.1 Bu genişlik önemlidir: Nablusî yalnızca bir "rüya tabircisi" değil, kendi döneminin en üretken âlimlerinden biridir. Tabir eseri, bu büyük külliyatın yalnızca bir parçasıdır; ama halk arasında en çok tanınan parçasıdır.

Ta'tîru'l-Enâm nasıl bir eserdir?

Eserin tam adı Ta'tîru'l-Enâm fî Ta'bîri'l-Menâm'dır. TDV İA'nın "Nablusî" maddesi onu yazarın "halk arasında en meşhur eseri" olarak tanıtır.1 "Tâbirnâme" maddesi ise eserin 1684 tarihli olduğunu ve alfabetik düzenlendiğini belirtir.2

Nablusî bu alanda boş bir sahaya girmemiştir. "Tâbirnâme" maddesi, ondan önce yazılmış pek çok eseri sayar: İbn Kuteybe'nin Ta'bîrü'r-rü'yâ'sı, Dîneverî'nin et-Ta'bîrü'l-Kādirî'si, İbn Gannâm'ın Dürretü'l-ahlâm'ı, İbnü'l-Verdî'nin manzum Elfiyye'si ve Halîl b. Şâhin'in el-İşârât'ı bunlardan yalnızca birkaçıdır.2 Ta'tîru'l-Enâm, bu uzun zincirin son halkalarından biri olarak, yüzyılların birikimini tek ve kullanışlı bir sözlükte toplamıştır.

Alfabetik düzen, eserin kalıcı başarısının sırlarından biri olarak düşünülebilir. Konulara göre düzenlenmiş eski tabirnamelerde bir sembolü bulmak için kitabın yapısını bilmek gerekirken, alfabetik bir sözlükte okuyucu doğrudan aradığı kelimeye gidebilir. Bugünkü rüya sözlüklerinin, bu sitedeki sembol dizini de dahil, temel düzeni bu bakımdan Nablusî'nin eserine benzer.

Eserin basım tarihi de yaygınlığını gösterir. TDV İA; Kahire 1275, Kahire 1287 ve Bulak 1294 baskılarını, ayrıca 1993 ve 1995'te Beyrut'ta yapılan yeni neşirleri sayar. Bazı baskılarda eser, İbn Sîrîn ve Halîl b. Şâhin'e ait ya da nispet edilen tabir eserleriyle birlikte basılmıştır.1

Ta'tîru'l-Enâm Türkçeye nasıl çevrildi?

TDV İA, eserin iki Türkçe çevirisini kaydeder. Birincisi Şehriyârî Süleyman Hasbî'nin Telmîhu'n-niyâm fî tercemeti Ta'tîri'l-enâm adlı iki ciltlik çevirisidir (İstanbul 1306). İkincisi Ali Bayram ve M. Sadi Çöğenli'nin 1977'de İstanbul'da yayımlanan çevirisidir.1

Hicrî 1306'nın miladî 1888-89'a denk geldiği düşünülürse, eserin Osmanlı okuyucusuna matbu Türkçe olarak 19. yüzyılın sonunda ulaştığı söylenebilir. Bu tarihten önce de eserin Arapça aslı ve elyazması nüshaları medrese ve tekke çevrelerinde biliniyordu. Ama Türkçe matbu çeviri, onu çok daha geniş bir okur kitlesine açmıştır. Bugün Türkçe rüya tabiri kitaplarında ve sitelerinde "Nablusî'ye göre" diye aktarılan yorumların önemli bir kısmının bu çeviri geleneğinden süzülmüş olması muhtemeldir.

Halîl b. Şâhin kimdir ve Nablusî ile ne ilgisi var?

Nablusî'nin eseriyle birlikte basılan isimlerden biri olan Halîl b. Şâhin ez-Zâhirî, Asri Çubukcu'nun TDV İA maddesine göre 813/1410'da doğmuş, 873/1468'de vefat etmiş bir Memlük devlet adamı ve tarihçidir. İskenderiye, Malatya, Halep, Kudüs, Kerek, Dımaşk ve Trablus'ta çeşitli idari görevlerde bulunmuştur.3

Rüya tabirine dair eseri el-İşârât fî ilmi'l-ibârât, bir tabirname niteliğindedir ve Nablusî'nin Ta'tîru'l-Enâm'ının kenarında (hâmişinde) basılmıştır (Kahire 1301/1883). Ansiklopedi, Halîl b. Şâhin'in kaynaklarından biri olan Sâlimî'nin Kitâbü'l-İşâre'sine otuz bölüm eklediğini de belirtir.3 TDV İA'nın "Rüya" maddesine göre Seyyid Süleyman el-Hüseynî'nin Türkçe Kenzü'l-menâm adlı tabirnamesi de Halîl b. Şâhin'in el-İşârât'ından esinlenerek yazılmıştır.4 Böylece bir Memlük emîrinin eseri, hem Nablusî'nin baskılarıyla hem de Türkçe telif tabirnamelerle Osmanlı okuyucusuna ulaşmıştır.

Osmanlı'da hangi tabirnameler yazıldı?

Türk kültüründe rüyanın önemi Osmanlı'dan da eskidir. TDV İA'nın "Tâbirnâme" maddesi, rüyanın İslam öncesi ve sonrası Türk kültüründe büyük önem taşıdığını, Uygur Türeyiş destanında, Oğuz Kağan ve Dede Korkut anlatılarında yer aldığını, Kutadgu Bilig'de ise rüya tabirine ayrılmış ayrı bir bölüm bulunduğunu belirtir. Aynı maddeye göre Türk edebiyatındaki tabirnamelerin çoğu Arapçadan tercümedir.2 Maddede öne çıkan örnekler şunlardır:

  • Ahmed-i Dâî, Germiyanoğlu II. Yâkub Bey için Tercüme-i Kitâbü't-Ta'bîrnâme'yi yazmıştır. Eser, Ebû Bekir el-Vâsıtî'nin Arapça eserinden Farsça aracılığıyla sade bir Türkçeye aktarılmıştır ve unutulan rüyaların ebced hesabıyla nasıl yorumlanabileceğini de anlatır.
  • Hubeyş et-Tiflîsî'nin Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıcarslan için yazdığı Kâmilü't-ta'bîr, Sultan II. Murad'ın beğenisi üzerine Farsçadan Türkçeye çevrilmiştir.
  • Niyâzî-i Mısrî, Halvetiyye'nin Mısriyye kolunun kurucusu olan mutasavvıf şairdir; Ta'bîrâtü'l-vâkı'ât adlı eseri maddenin kaynakçasında yer alır.

"Rüya" maddesi de tasavvufî tabirnameler arasında Kürd Muhammed Efendi el-Halvetî ile Karabaş Velî'nin Ta'bîrnâme'lerini, Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin'in Ravzatü'l-vâsılîn'ini ve Kutbüddinzâde İznikî'nin et-Ta'bîrü'l-münîf'ini sayar.4

Bir Osmanlı tabirnamesi nasıl düzenlenirdi?

TDV İA'ya göre tabirnamelerin çoğu iki bölümlü bir yapıya sahiptir. Birinci bölümde rüyanın İslam'daki yeri, rüya türleri ve tabirin şartları hikâyelerle desteklenerek anlatılır. İkinci bölümde rüyada görülen şeylerin anlamları sıralanır. Pek çoğunun sonunda segirnâme (seğirmelerden anlam çıkaran metinler) ya da ihtilâcnâme gibi bir fal bölümü bulunur. Mecmua ve cönklerde ise giriş bölümü olmadan yalnızca tabirler yer alabilir.2

Madde, tabirnamelerin büyük çoğunluğunun tasavvufî nitelik taşıdığını ve Halvetîlik gibi tarikatların rüyaya özel önem verdiğini vurgular. Örnek olarak, dervişlerin şeyhlerine yazdığı rüya mektuplarına dayanan, 1640 tarihli Âsiye Hatun eseri anılır.2

Elyazması mirası da geniştir. Ansiklopediye göre Millî Kütüphane'de yaklaşık kırk, Süleymaniye Kütüphanesi'nde ikisi Farsça ve yedisi Arapça olmak üzere yaklaşık yetmiş tabirname bulunmaktadır.2 Ansiklopedi, tabirnamelerin söz varlığı ve halk inançları açısından değerli kaynaklar olduğunu da belirtir. Rüyanın Osmanlı gündelik hayatındaki yerine dair canlı bir örnek olarak da 19. yüzyılda yaşamış Aşçı İbrâhim Dede'nin hatıratını anar; bu hatıratta rüyalar gündelik olaylarla iç içe anlatılır.2 Tabirnameler yalnızca âlimlerin değil, sıradan okurların da elindeydi.

Nablusî'yi bugün nasıl okumalı?

Nablusî'nin eseri, 17. yüzyıl sonu Dımaşk'ında yaşamış bir âlimin, kendisinden önceki geniş tabir literatürünü alfabetik bir düzende derlediği kültürel bir belgedir. Bu yüzden onun yorumlarını aktarırken iki şeye dikkat ediyoruz. Birincisi, bir yorumu Nablusî'ye ancak eserin metninde doğrulayabildiğimizde atfediyoruz. Doğrulayamadığımız yaygın yorumları "Türk tabirnamelerinde ve halk geleneğinde" etiketiyle veriyoruz. İkincisi, bu yorumları geleceği bildiren hükümler olarak değil, o dönemin sembol dünyasını anlatan anlamlar olarak sunuyoruz.

TDV İA'nın "Rüya" maddesinin aktardığı gibi kelâm âlimleri rüyayı kesin bilgi vasıtası saymamış, tasavvuf geleneği de rüyayı kişiye özgü bir bilgi olarak görmüştür.4 Nablusî'nin kendisi bir mutasavvıf olduğu için, onun tabirlerini bu kişiye özgü, yoruma açık bilgi anlayışı içinde okumak, eserin ruhuna da daha uygundur.

Sık sorulanlar

Ta'tîru'l-Enâm ne demek?

Eserin tam adı Ta'tîru'l-Enâm fî Ta'bîri'l-Menâm'dır. Kelime anlamıyla "rüya tabirinde insanları güzel kokulara bürümek" gibi şiirsel bir anlam taşır; Arap telif geleneğindeki secili kitap adlarının tipik bir örneğidir.

Nablusî'nin tabirnamesinin Türkçesi var mı?

Evet. TDV İslâm Ansiklopedisi, Şehriyârî Süleyman Hasbî'nin Telmîhu'n-niyâm adlı iki ciltlik Osmanlıca çevirisini (İstanbul 1306) ve Ali Bayram ile M. Sadi Çöğenli'nin 1977 tarihli çevirisini kaydeder.

Nablusî ile İbn Sîrîn aynı dönemde mi yaşadı?

Hayır. İbn Sîrîn 729'da vefat etmiş bir tâbiîdir; Nablusî ise 1641-1731 yılları arasında yaşamıştır. Aralarında yaklaşık bin yıl vardır. Eserlerinin bazen aynı ciltte basılması bu farkı gölgeleyebilir.

Nablusî'nin tabirleri neden bu kadar çok alıntılanır?

Alfabetik düzeni sayesinde kolay kullanılması, önceki geniş literatürü derlemesi, çok sayıda baskısı ve Osmanlıca çevirisi, eseri yüzyıllar boyunca en erişilebilir tabir kaynaklarından biri yaptı. Bugünkü alıntıların bir kısmı ise metne dayanmadan yapılmaktadır.

Osmanlı tabirnameleri nerede bulunur?

TDV İA'ya göre Millî Kütüphane'de yaklaşık kırk, Süleymaniye Kütüphanesi'nde yaklaşık yetmiş tabirname yazması vardır. Bunların bir kısmı üzerine akademik neşir ve incelemeler yapılmıştır.

İlgili semboller

Kaynakça

  1. Özel, Ahmet. "Nablusî, Abdülganî b. İsmâil", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 32 (2006), s. 268-270. Kaynağa git
  2. "Tâbirnâme", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 39 (2010). Kaynağa git
  3. Çubukcu, Asri. "Halîl b. Şâhin", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 15 (1997), s. 328-329. Kaynağa git
  4. Çelebi, İlyas; Uludağ, Süleyman. "Rüya", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35 (2008). Kaynağa git

Bu yazı Rüya Nedir Yayın Kurulu tarafından hazırlanmış, en son tarihinde gözden geçirilmiştir. Hata ya da eksik bildirin.

Aynı konudan: Rüya Kültürü & Tarihi

Tümü