Freud’un Rüyaların Yorumu: Ana Fikirler ve Bugünkü Geçerliliği

  • Rüya Psikolojisi
  • 5 dk okuma
  • Son güncelleme
  • Rüya Nedir Yayın Kurulu

Kısa cevap

Freud'un Rüyaların Yorumu, rüyayı bilinçdışındaki arzuların kılık değiştirmiş biçimde doyurulması olarak açıklayan 1900 tarihli eserdir. Freud'a göre rüyanın görünen içeriği, gizil anlamı saklayan bir maskedir ve bu maske yoğunlaştırma, yer değiştirme gibi işlemlerle oluşur. Kuram çok etkili olmuştur; ancak deneysel araştırmalar yalnızca bazı yönlerini desteklemektedir.

Psikoloji tarihinde çok az kitap, Sigmund Freud'un Die Traumdeutung'u kadar geniş bir etki alanına sahip oldu. Türkçede Rüyaların Yorumu adıyla bilinen eser, Kasım 1899'da yayımlandı; ancak yayıncı kitabın üzerine yeni yüzyılın sembolik tarihi olan 1900'ü yazdı.1 Freud, bu kitapta ulaştığı kavrayışı hayatında bir kez nasip olacak türden bir buluş olarak gördü. Bu yazıda kitabın temel fikirlerini sade bir dille özetliyor, ardından bu fikirlerin bugünkü rüya araştırmaları karşısında nerede durduğunu dengeli biçimde ele alıyoruz.

Freud'a göre rüya nedir?

Freud'un en bilinen iddiası şudur: Rüya, bir arzunun doyurulmasıdır. Bu arzu her zaman açık değildir; çoğu zaman bilinçdışında saklı, kişinin kendine bile itiraf edemeyeceği türden bir istektir. Freud bu iddiayı ilk olarak basit örneklerle açıklar. Akşam tuzlu yemek yiyen biri rüyasında su içtiğini görür; susuzluk, rüyada giderilmiş olur. Çocukların rüyaları da Freud'a göre bu açıklığı taşır: Gündüz yapamadıkları bir şeyi rüyada yaparlar.1

Yetişkin rüyaları ise bu kadar açık değildir. Freud'a göre bunun nedeni, kabul edilemez arzuların bilinç tarafından sansürlenmesidir. Rüya, bu sansürü atlatabilmek için arzuyu kılık değiştirerek sunar. Böylece hem arzu bir ölçüde doyurulur hem de kişi uyanmaz. Freud bu nedenle rüyayı "uykunun bekçisi" olarak da tanımladı: Uykuyu bölebilecek dürtüler, zararsız görünen bir sahneye dönüştürülerek etkisiz kılınır.

Görünen içerik ve gizil içerik ne demek?

Freud'un kuramının merkezinde iki katmanlı bir rüya anlayışı yer alır:

  • Görünen (açık) içerik: Uyandığımızda hatırladığımız ve anlatabildiğimiz rüyanın kendisi; sahneler, kişiler, olaylar.
  • Gizil içerik: Rüyanın ardında yatan asıl düşünceler ve arzular. Freud'a göre bunlara ancak yorumla ulaşılabilir.

Rüya yorumunun görevi, görünen içerikten geriye doğru giderek gizil içeriği ortaya çıkarmaktır. Freud bunun için serbest çağrışım yöntemini önerdi: Rüyanın her bir parçası ele alınır ve kişiden bu parçanın aklına getirdiği her şeyi, sansürsüz biçimde anlatması istenir. Freud'a göre bu çağrışımlar, rüyanın neden o biçimde kurulduğunu gösteren izleri taşır.

Freud rüyaların bazı genel semboller kullandığını da kabul etti. Ancak yorumun asıl gücünü bir sembol sözlüğünde değil, rüya görenin kendi çağrışımlarında gördü. Bu, Freud'un sıkça unutulan bir noktasıdır: Ona göre aynı imge, farklı insanların rüyalarında bambaşka anlamlar taşıyabilir.

Rüya çalışması nasıl işler?

Freud, gizil düşüncelerin görünen rüyaya dönüştürülmesini "rüya çalışması" olarak adlandırdı ve bu dönüşümün dört ana işlemle gerçekleştiğini öne sürdü:

İşlemNe yapar?Örnek
YoğunlaştırmaBirden fazla düşünce ya da kişi tek bir imgede birleşir.Rüyadaki bir kişi, hem öğretmeninizin yüzünü hem patronunuzun sesini taşır.
Yer değiştirmeDuygusal vurgu önemli olandan önemsiz görünene kaydırılır.Asıl kaygı bir ilişkiyle ilgiliyken rüyada kaybolan bir anahtar önem kazanır.
GörselleştirmeSoyut düşünceler görüntülere çevrilir."Yükü ağır" bir dönem, sırtta taşınan bir taş olarak görülür.
İkincil düzenlemeUyanırken parçalar mantıklı bir hikâyeye dönüştürülür.Kopuk sahneler anlatılırken birbirine bağlanır.

Freud ayrıca rüyaların malzemesini sıklıkla bir önceki günden aldığını gözlemledi ve buna "gün kalıntısı" dedi. Ona göre gün içinde yaşanan önemsiz bir olay, daha derindeki bir arzunun kendini ifade etmesi için uygun bir kılıf olarak kullanılır.

Freud kendi rüyalarını nasıl yorumladı?

Freud kuramını büyük ölçüde kendi rüyaları üzerinde geliştirdi. Kitabın ikinci bölümünde ayrıntılı biçimde çözümlediği ve psikanaliz tarihinde "Irma'nın iğnesi" adıyla bilinen rüya, Temmuz 1895'te görülmüştür.1 Rüyada Freud, tedavi ettiği Irma adlı genç bir kadın hastayla bir toplantıda karşılaşır. Hastanın şikâyetlerinin sürdüğünü görür ve bir meslektaşının ona özensizce yaptığı bir iğnenin bu durumdan sorumlu olduğu sonucuna varır.

Freud bu rüyanın her ayrıntısını tek tek ele alıp çağrışımlarını yazdı. Vardığı sonuca göre rüyanın gizil anlamı, hastanın iyileşmemesinden kendisinin sorumlu olmadığını gösterme arzusuydu. Rüya, suçu başkalarına yükleyerek bu arzuyu doyuruyordu. Freud bu çözümlemeyi, rüyaların anlamlı ve yorumlanabilir olduğunun ilk kanıtı olarak sundu.

Bu yöntemin güçlü yanı, rüyanın kişinin o dönemki kaygılarıyla ne kadar iç içe olduğunu göstermesidir. Zayıf yanı ise yorumun büyük ölçüde yorumcunun kendisine dayanmasıdır: Aynı rüyayı başka biri incelese, farklı arzular ve farklı bağlantılar bulabilirdi. Bu sorun, Freud'un yaklaşımının bilimsel olarak değerlendirilmesinde bugün de merkezi bir tartışma noktasıdır.

Freud rüyaya neden bu kadar önem verdi?

Freud rüyayı, bilinçdışını anlamanın "kral yolu" olarak tanımladı. Ona göre uyanıkken savunmalarımız güçlüdür ve bilinçdışı içerikler kolayca görünmez; uykuda ise bu savunmalar gevşer ve bilinçdışı, kılık değiştirmiş de olsa, kendini gösterir. Rüya yorumu böylece psikanalitik tedavinin temel araçlarından biri haline geldi.

Freud kuramını ömrü boyunca gözden geçirdi. Özellikle Birinci Dünya Savaşı'ndan dönen askerlerin travmatik olayı tekrar tekrar yaşadıkları rüyalar, arzu doyumu kuramını zorladı. Freud 1920'de yayımladığı Haz İlkesinin Ötesinde'de bu tür rüyaların arzu doyumu ilkesine uymadığını kabul etti ve onları farklı bir tekrar eğilimiyle açıklamaya çalıştı. Bu, Freud'un kendi kuramının sınırlarını gördüğünü gösteren önemli bir adımdır.

Freud'un rüya kuramına yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında rüya araştırmaları laboratuvara taşındıkça, Freud'un kuramına yönelik eleştiriler de çoğaldı:

  • Sınanabilirlik: Gizil içerik doğrudan gözlenemediği için bir yorumun doğru mu yanlış mı olduğunu bağımsız olarak sınamak güçtür. Farklı yorumcular aynı rüyadan farklı "gizli arzular" çıkarabilir.
  • Kaygı rüyaları ve kabuslar: İnsanların hatırladığı rüyaların önemli kısmı olumsuz duygular taşır. Arzu doyumu fikri, bu rüyaları ancak oldukça dolambaçlı açıklamalarla kapsayabilir.
  • Fizyolojik açıklamalar: Hobson ve McCarley'nin 1977'de ortaya koyduğu aktivasyon-sentez hipotezi, rüyanın biçimsel özelliklerini sansür ya da kılık değiştirme yerine REM uykusunun beyin fizyolojisiyle açıkladı.2 Bu yaklaşımda rüyanın tuhaflığı gizlemenin değil, beyin etkinliğinin doğal bir sonucudur.
  • İçerik analizi bulguları: Binlerce rüya raporunun sistemli olarak incelendiği çalışmalar, rüyaların çoğu zaman kişinin uyanık hayatındaki ilişkileri ve kaygılarıyla oldukça doğrudan bir süreklilik gösterdiğini ortaya koydu.3 Bu bulgular, rüyanın sürekli bir maske taktığı fikrini zayıflatıyor.

Freud'un hangi fikirleri bugün destek buluyor?

Eleştirilere rağmen Freud'un bazı fikirleri, çağdaş araştırmalarda beklenmedik destekler buldu. Bunların en dikkat çekicilerinden biri, bastırılan düşüncelerin rüyaya geri dönmesidir. Psikolog Daniel Wegner ve arkadaşlarının deneyinde katılımcılar uyumadan önce beş dakika boyunca belirli bir kişiyi düşünmemeye çalıştı. Bu katılımcılar, o kişiyi düşünen ya da serbestçe yazan katılımcılara göre o kişiyi rüyalarında daha sık gördü.4 Araştırmacılar bu etkiye "rüya geri tepmesi" adını verdi.

Nöropsikolog Mark Solms ise beyin hasarı olan hastalardaki gözlemlerine dayanarak rüyanın, ön beyindeki motivasyon ve arayışla ilişkili dopamin yolları tarafından başlatıldığını öne sürdü.5 Solms bu bulguyu, rüyaların istek ve motivasyonla ilişkili olduğu fikrinin nörobilimsel bir karşılığı olarak yorumladı. Bu yorum, araştırmacılar arasında hâlâ tartışmalıdır; ama Freud'un sezgilerinin bir kısmının yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır.

Gün kalıntısı kavramı da bugünkü bulgularla uyumludur. Rüya günlükleriyle yapılan çalışmalar, rüyaların yakın zamanda yaşanan olaylardan ve gün içindeki etkinliklerden ölçülebilir biçimde beslendiğini gösteriyor.6

Freud'un rüya kuramı bugün nerede duruyor?

Kısaca özetlemek gerekirse, Freud'un "her rüya gizli bir arzunun kılık değiştirmiş doyumudur" iddiası, bugün rüya araştırmacılarının çoğunluğu tarafından bu haliyle kabul edilmiyor. Buna karşılık rüyaların kişisel anlam taşıdığı, bastırılan düşüncelerin rüyada geri dönebildiği ve rüyanın gün içinde yaşananlardan beslendiği fikirleri farklı biçimlerde yaşamaya devam ediyor.

Freud'un belki de en kalıcı katkısı, rüyayı ciddiye alınması gereken bir psikolojik olgu olarak bilimin gündemine taşımasıdır. Rüyaları gelecekten haber veren işaretler olarak değil, rüya görenin iç dünyasına açılan bir pencere olarak ele alması, bugünkü psikolojik yaklaşımların da temelinde yatar. Freud'un yorum yöntemine katılsanız da katılmasanız da, kendi rüyanızı anlamaya çalışırken "bu rüya bana kendi hayatımla ilgili ne düşündürüyor?" sorusunu sormak, onun bıraktığı mirasın bir parçasıdır.

Sık sorulanlar

Freud'a göre rüyada görülen her şey cinsel bir anlam mı taşır?

Hayır. Bu, Freud hakkında en yaygın yanlış anlamalardan biridir. Freud bazı sembollerin cinsel anlamlar taşıyabileceğini düşünse de rüyanın anlamını öncelikle rüya görenin kendi çağrışımlarında aradı ve tek tip bir sembol sözlüğüne karşı çıktı.

Rüyaların Yorumu kitabı ne zaman yayımlandı?

Kitap Kasım 1899'da yayımlandı; ancak üzerine yayın tarihi olarak 1900 yazıldı. Freud kitabı yaşamı boyunca birçok kez genişletip yeni baskılarını yaptı.

Freud'un rüya kuramı bilimsel mi?

Kuramın bazı yönleri, örneğin bastırılan düşüncelerin rüyaya dönmesi, deneysel olarak sınanmış ve destek bulmuştur. Ancak gizil içerik ve arzu doyumu gibi temel kavramların doğrudan sınanması güç olduğu için kuramın bütünü, bugün deneysel rüya biliminin baskın modeli değildir.

Freud ile Jung'un rüya anlayışı arasındaki fark nedir?

Freud rüyayı bastırılmış arzuların kılık değiştirmiş ifadesi olarak görürken, Jung rüyayı ruhun kendini dengeleyen ve olduğu gibi gösteren doğal bir ifadesi olarak ele aldı. Jung'a göre rüya bir şeyi saklamaz, yalnızca kendi dilinde konuşur.

İlgili semboller

Kaynakça

  1. Freud S. (1900). Die Traumdeutung (Rüyaların Yorumu). Leipzig/Viyana: Franz Deuticke. İngilizce çevirisi: The Interpretation of Dreams, Project Gutenberg. Kaynağa git
  2. Hobson JA, McCarley RW. (1977). The brain as a dream state generator: An activation-synthesis hypothesis of the dream process. American Journal of Psychiatry, 134(12), 1335-1348. Kaynağa git
  3. Domhoff GW. (1999). Drawing theoretical implications from descriptive empirical findings on dream content. Dreaming, 9(2-3), 201-210. Kaynağa git
  4. Wegner DM, Wenzlaff RM, Kozak M. (2004). Dream rebound: The return of suppressed thoughts in dreams. Psychological Science, 15(4), 232-236. Kaynağa git
  5. Solms M. (2000). Dreaming and REM sleep are controlled by different brain mechanisms. Behavioral and Brain Sciences, 23(6), 843-850. Kaynağa git
  6. Schredl M, Hofmann F. (2003). Continuity between waking activities and dream activities. Consciousness and Cognition, 12(2), 298-308. Kaynağa git

Bu yazı Rüya Nedir Yayın Kurulu tarafından hazırlanmış, en son tarihinde gözden geçirilmiştir. Hata ya da eksik bildirin.

Aynı konudan: Rüya Psikolojisi

Tümü